Şirketlerin önündeki en büyük ikilem şu: Bugünü yönetirken geleceğe yatırım yapabilmek. Nitelikli yeteneği elde tutmak, eğitim bütçesi yaratmak, ürün geliştirmek, yazılımı güncellemek, süreçleri iyileştirmek… Bunların hepsi para ve disiplin istiyor.
Teknoparklar (Teknoloji Geliştirme Bölgeleri) bu ikilemi çözmek için çoğu şirketin hâlâ yeterince kullanmadığı bir mekanizma sunuyor: Ben buna “gizli fon” diyorum. Çünkü doğru kurgulandığında teknopark; yalnızca bir vergi avantajı değil, insan kaynağına ve Ar-Ge’ye ayrılabilecek sürdürülebilir bir yatırım bütçesi üretiyor.
Bu yazıda, teknoparkların şirketlere sağladığı “gizli fon”u; uzaktan çalışma esnekliği, İK’nın stratejik rolü, Ar-Ge bordrosunun incelikleri ve Prozon’un uçtan uca çözümleri ile birlikte ele alacağım.
Teknoparklar; üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek, yenilikçi projeleri teşvik etmek ve teknoloji tabanlı üretimi hızlandırmak amacıyla kurgulanan özel ekosistemlerdir. Ancak bugün teknoparkları kritik kılan konu “mekân” değil; kaynağın odağının teknoloji ve katma değere kaymasıdır.
Bu odağın sahadaki karşılığı şudur: Devlet, desteği “herkese azar azar” dağıtmak yerine potansiyeli yüksek teknoloji odaklı projelere daha yoğun biçimde kanalize etmeye yöneliyor. Bu yaklaşım, şirketler için teknoparkları bir “maliyet düşürme” kaleminden çıkarıp stratejik bir finansman/insan kaynağı planlama aracı haline getiriyor.
Şirketlerin önemli bir kısmı teşvikleri bir muhasebe satırı gibi görür. Oysa teknopark teşvikleri, doğru modellemede şirketin eline geçen serbest nakit benzeri bir alan oluşturur. Bu alanın en doğru kullanım yeri de çoğu zaman şurasıdır:
Nitelikli yetenek çekme ve elde tutma (ücret rekabeti, yan haklar, işveren markası)
Eğitim ve gelişim programları (upskill/reskill, teknik eğitim, liderlik)
Çalışan deneyimi (verimli çalışma ortamı, ergonomi, üretkenlik araçları)
Ürün ve yazılım geliştirme (sürüm yönetimi, yeni modül, iyileştirme)
Kurumsal Ar-Ge kültürü (ölçülebilir hedefler, proje disiplini, raporlama)
Kısacası: Teknopark, “tasarruf” değil; şirketin büyümesi için insana ve ürüne yatırılacak bir fon üretir.
Sahada en sık karşılaştığım cümlelerden biri bu. Ar-Ge, yalnızca laboratuvar ve prototip değildir. Bir süreç iyileştirmesi, bir otomasyon, bir yazılım modülü, veri analiziyle kurgulanan yeni hizmet modeli… Bunların önemli bir kısmı doğru projelendirilirse Ar-Ge/inovasyon kapsamına yaklaşabilir.
Bu bakış açısı, teknoparkı “yalnızca yeni girişimler için” olmaktan çıkarır; mevcut şirketlerin de kriz dönemlerinde bile büyümeyi finanse edebileceği bir araca dönüştürür.
Bugün yetenek rekabetinde en güçlü kaldıraçlardan biri esneklik. Teknopark mevzuatı da bu gerçeğe uyumlu bir uzaktan çalışma çerçevesi sunar. Doğru proje kurgusu ile:
Yazılım/bilişim mezunu personeller için %100 uzaktan çalışma,
Diğer teknik ve destek personeller için %75 uzaktan çalışma imkânı,
gündeme gelebilir. Burada kritik detay: Bu oranlar çoğu senaryoda kişi bazlı değil, proje bazlı değerlendirilir; ayrıca proje kapsamında “Dışarıda Geçirilecek Süreler (DGS)” gibi uygulamalarla saha/müşteri/ofis dengesi yönetilebilir.
Sonuç: Teknopark, “uzaktan çalışmayı” sadece bir İK politikası olmaktan çıkarıp, uyumlu bir operasyon modeline dönüştürür.
Teknopark ve Ar-Ge kurgusu çoğu şirkette IT veya mühendislik departmanının konusu gibi görülür. Oysa işin gerçek etkisi şuralara dokunur:
İş gücü planlama (hangi rol, hangi yetkinlik, hangi proje)
Ücretlendirme ve yan haklar (teşvik etkisiyle toplam maliyet optimizasyonu)
Performans ve hedef yönetimi (çıktı ve ölçüm)
Yetenek yönetimi (çekme-tutma-geliştirme)
Çalışan deneyimi (bağlılık ve üretkenlik)
Bu nedenle ben teknoparkı, “teşvik dosyası” değil; İK’nın elini güçlendiren stratejik bir yatırım bütçesi olarak görüyorum. Bu fon doğru kullanıldığında, İK “gider merkezi” algısından çıkar; şirketin büyüme stratejisinin gerçek ortağına dönüşür.
Teknopark kurgusu; proje tanımı, sözleşme dili, faturalama modeli, teşvik kuralları, bordro-puantaj, uzaktan çalışma, raporlama ve denetim hazırlığı gibi çok katmanlı bir yapıdır. Şirketlerin zorlanmasının temel nedeni de “yapmak” değil, doğru yapmak zorunda olmalarıdır.
Biz Prozon’da teknopark ve Ar-Ge süreçlerini uçtan uca şu şema ile ele alıyoruz:
Uygunluk ve potansiyel analizi: Hangi faaliyet projeye dönüşür, hangi ekip, hangi çıktı?
Model tasarımı: Teknopark mı, Ar-Ge merkezi mi, hibrit mi?
Proje kurgusu ve dokümantasyon: Proje planı, girdiler-çıktılar, ekip, takvim
Operasyon ve raporlama: Aylık/çeyreklik ilerleme, muafiyet raporları, risk kontrolleri
Bordro ve puantaj uyumu: Teşvik-uyumlu bordro, eksik gün/rapor/uzaktan çalışma uyarlaması
Denetim hazırlığı: İzlenebilirlik, tutarlılık, tekilleştirilmiş veri ve kanıt seti
Bu yaklaşım, mevzuat karmaşasını şirketin üzerinden alır; şirket içeride asıl işine (ürün, yetenek, büyüme) odaklanır.
Teknopark/Ar-Ge yolculuğunda en çok hata, “operasyon” katmanında çıkar: bordro, puantaj, rapor günleri, hafta tatili kurguları, ek ödeme tanımları, kapsam içi-dışı ayrımları… Bu alanlarda yapılan küçük bir hata bile hem çalışan memnuniyetini hem de teşvik uyumunu etkileyebilir.
Bu yüzden Prozon, bordro tarafında klasik outsource yaklaşımını yeterli görmez. Bizim modelimiz hibrit:
Bordro operasyonunu uzman ekiplerle yürütürüz; amaç yalnızca hesap yapmak değil, mevzuat yorumunu ve uyum riskini yönetmektir. Teknopark/Ar-Ge gibi “özellikli bordro” alanlarında, süreç standardı ve kontrol mekanizması kritik hale gelir.
Outsource hizmeti verirken, kendi geliştirdiğimiz Prozon Bordro ve Özlük Yazılımı’nı ücretsiz olarak devreye alırız. Böylece:
Çalışanlar bordrolarını görüntüler,
İzin/avans gibi taleplerini self-servis yönetir,
İzin, vardiya, özlük ve raporlama modülleri aynı platformda yürür,
Operasyon “kişiye bağlı” olmaktan çıkar, sisteme bağlı hale gelir.
Hibrit modelin temel faydası şudur: Bordro ve puantaj süreçlerinde “insan inisiyatifini” azaltıp, otomasyonla hata ihtimalini aşağı çekersiniz. Bu da hem çalışan memnuniyetini hem de teşvik uyumunu güçlendirir.
Piyasada birçok bordro outsource firması “sabit fiyat” der; fakat rapor talepleri ve revizeler ilerledikçe ek ücret kalemleri doğabilir. Prozon’un yaklaşımı; ilişkiyi sürpriz maliyetlerle değil, öngörülebilirlik ve memnuniyetle yönetmektir.
Ar-Ge bordrosu; rapor günleri, hafta tatili, kapsam içi-dışı ek ödemeler, proje bazlı uzaktan çalışma, teşvik hesaplama mantıkları gibi birçok nüansı içerir. Bu nedenle Ar-Ge bordrosu, yalnızca bordro uzmanının değil; teknopark ve teşvik ekosistemini bilen bir ekibin işidir.
Prozon’da bu farkı iki unsur sağlar:
Sistem yetkinliği: Kuralların otomasyona bağlandığı, izlenebilir bir yapı
Uzmanlık birikimi: Teknopark ve Ar-Ge danışmanlığı tecrübesiyle beslenen ekip
Sonuç: “Bir ay doğru, bir ay sorunlu” bir bordro standardı yerine; yıl boyu tutarlı, denetime hazır ve çalışan odaklı bir yapı.
1) Teknoparka girmek için kaç kişi çalıştırmak gerekir?
Minimum personel şartı olmadan da başvuru yapılabilen senaryolar bulunur.
2) Teknoparkta uzaktan çalışma mümkün mü?
Evet; bazı personel grupları için %100’e kadar uzaktan çalışma, diğerleri için daha sınırlı oranlar gündeme gelebilir. Kritik konu, bunun proje bazlı ve mevzuata uyumlu yönetilmesidir.
3) Teknoparkın şirkete en büyük katkısı nedir?
Benim bakışımla: “gizli fon”. Yani teşviklerin doğru kurguyla şirkette insan ve ürün yatırımı için bütçe üretmesi.
4) İK bu süreçte neden kritik?
Çünkü yetenek, ücret, performans, eğitim ve bağlılık bu yapının merkezindedir.
5) Teknopark/Ar-Ge süreçleri neden ‘tek başına’ zor?
Çünkü proje, mevzuat, raporlama ve bordro aynı anda yönetilmelidir; hata riski çok katmanlıdır.
6) Prozon neden hibrit model kullanıyor?
Outsource uzmanlığı + yazılım otomasyonu birleşince, süreç kişiye bağımlı olmaktan çıkar; hata ve uyum riski düşer.
7) Ar-Ge bordrosu için standart bordro yeterli mi?
Genellikle hayır. Ar-Ge bordrosu “özellikli”dir; sistem ve uzmanlık gerektirir.
Teknoparkları doğru okursanız; kriz dönemlerinde bile geleceğe yatırım yapmanın yolunu açan bir mekanizma görürsünüz. Benim önerim şudur: Teknopark ve Ar-Ge kurgusunu “muhasebenin teşvik işi” olarak değil; İK + Ar-Ge + finansın ortak stratejisi olarak ele alın.
Prozon olarak bu yolculukta; stratejik kurgudan raporlamaya, Prozon Bordro Outsource ve Prozon Bordro ve Özlük Yazılımı ile operasyonel mükemmelliğe kadar uçtan uca yanınızdayız.
Yağmur Akça
Yatırımlar ve Ar-Ge Direktörü
Prozon Kurumsal Teknoloji Çözümleri Anonim Şirketi
[email protected]
+90 (850) 303 53 71